Performans hava filtreleri uygulamadaki kolaylıkları ve fiyatlarının diğer modifiye aksamlarına göre çok daha hesaplı olması sebebiyle modifikasyonda genellikle hepimizin ilk başlangıç noktası olmuştur.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, hepimizin ortak olarak hoşlandığına inandığım, orijinal ekipmana kıyasla bu filtrelerin çıkardığı spor ses bize bu filtreleri aldıran ilk sebeplerdendir. Ancak, modifikasyona genelde herkesin spor hava filtresinden başlamasının bundan daha etkili bir sebebi var ki, o da birilerinin bize bu hava filtrelerini monte ettikten sonra 5-10 bg. gibi güçler elde edebileceğimiz konusunda son derece rahatça atıp tutmalarıdır.

Şimdi.. Ben de kullanıyor olmama rağmen, size spor hava filtrelerinin hiç bir işe yaramadığını söylersem acaba ne dersiniz? Öyle şey olur mu diyeceksiniz.. Evet yarıyor ama, tek bir koşulla.. Lütfen okumaya devam edin..
Teori

Burada teori şudur ki, silindirlerin içindeki yanma odasına yakıtla karıştırılmak üzere ne kadar çok hava gönderirseniz, o kadar fazla güç elde edersiniz, ancak mesele bu havayı birinci olarak nasıl gönderdiğiniz, ikinci olarak da gerçekten fazla hava gönderip gönderemediğinizdir.


Hava aerodinamiği o kadar komplike bir konudur ki, otomobilinizin orijinal hava filtresini açık bir spor hava filtresiyle (K&N, Kingdragon ve Green gibi markalar koton hava filtrelerinde en bilinenleridir) değiştirdiğiniz zaman ne kadar daha fazla hava elde edeceğinizi bilmek imkansızdır.

Kutu İçi Uygulamalar

İsterseniz ilk önce kutu içi K&N değişimleri gibi, açık hava filtresi takmak yerine kutuyu aynen kullanıp sadece orijinal filtreyi bir sürü para ödeyip K&N gibi filtrelerle değişmeyi düşünenler için aşağıdaki test sonuçlarını verelim. Otomobilinizin orijinal hava filtresinin bulunduğu kutuda yapılan ve silindirlere, yakıtla karışmak üzere giden havanın akış rezistansını ölçen vakum testleri şu şaşırtıcı sonuçları vermiştir:

(% 100 rakamı havanın yanma odasına giderken maksimum dirençle karşılaştığı durumları, % 100’e göre daha düşük rakamlar ise havanın yakıtla karışmak üzere yanma odasına giderken daha az dirençle karşılaştığı durumları göstermektedir. Doğal olarak arada filtre ya da filtreyi barındıran kutu olmadan, direkt olarak manifolddan alınan hava, % 37,5 ile en az dirence uğrayanıdır)

orijinal hava filtre kutusu / orj.hava filtresi ile 100 %
orijinal hava filtre kutusu / K&N hava filtresi ile 100 %
orijinal hava filtre kutusu / hiç filtre yok 100 %
modifiye edilmiş hava filtre kutusu (kesilmiş) / orj.hava filtresi ile 62.5 %
modifiye edilmiş hava filtre kutusu (kesilmiş) / orj.hava filtresi ile 56 %
açık hava filtreleri 44 %
sadece manifold 37.5 %

Görüldüğü üzere, açık hava filtresi kullanmadıkça, orijinal hava filtresini K&N benzeri hava filtreleriyle değiştirmek, kutuda oynama yapmadıkça yanma odasına giden hava miktarında hiçbir artı sağlamıyor, çünkü hava her seferinde bir şekilde dirence uğruyor. Belki sizin de dikkatinizi çekmiştir, bu testte benim aklıma en çok takılan nokta, orijinal hava kutusu içerisindeki orijinal hava filtresi ile K&N hava filtresinin geçiş sırasında havaya uyguladıkları direncin eşit olmasından çok, kutuda K&N veya orijinal hiç bir filtre yokken de havanın sanki kutuda filtre varmış gibi dirence uğraması oldu.. İnanılır gibi değil.. Burada da yukarıda bahsettiğim, hava aerodinamiği işin içine giriyor. Demek ki kutu, ne olursa olsun havaya direnç uyguluyor. Zaten hiç kutu yokken, sadece manifolddan alındığında bile havanın 100 değerine göre 37,5 değerinde dirence uğruyor olması, hava aerodinamiğinin ne kadar hassas olduğunu kanıtlıyor. Sadece manifolddan alınırken bile bir direnç varsa, kutu olunca -içinde filtre olsun veya
olmasın- havanın dirence uğraması kulağa mantıklı geliyor.

Aslında buradan başka bir sonuca daha geçiyoruz.. Kutu varsa, içine hangi marka filtreyi koyarsak koyalım, ya da içinde filtre olsun olmasın hava aynı dirence uğruyor. Hava, ancak kutuya girişini artırmaya yardımcı olacak kesimler uygulanırsa daha rahat akıyor. Sadece manifolddan hava girişi normal karşılanacak bir uygulama olmadığına göre ve kutu içine filtre almak da işe yaramadığına göre, neden kutuyu kesmek yerine filtreyi direkt olarak açığa koymuyoruz? Direkt manifolddan almak yerine filtreyi açığa koyarız ve 37,5 ile 56 arasında bir değer elde ederiz, değil mi? Mesela 44.. Bu da havanın 100 yerine 44, yani kutu içi uygulamanın yarısı kadar dirence uğrayarak geçeceği anlamına gelir.. İşte bu noktada makalenin en can alıcı kısmı geliyor.. Lütfen devam edin..

Açık Filtre Uygulamaları

Normal olarak, emiş sistemine giden havanın oksijen yoğunluğu % 21’dir. Bu oran, otomobilinizi fişekleyen, ve ülkemizdeki modifiyeli otomobillerde nadiren bulunan o pahalı fakat bir o kadar da mükemmel nitro sistemlerinde ise % 33’ tür. Yani, arabanızın motorunu deliye çeviren ve komple bir sistem olan nitro’da bile oran ancak % 33’e çıkabilmektedir. Normalden komple bir sisteme geçildiğinde bile oranların birbirine yakınlığı göze alındığında, ve havanın akışı sırasında karşılaştığı direnci azaltmanın imkan dahilinde olduğu, ancak bunu yaparken içindeki oksijen miktarının yoğunluğunu arttıramayacağımız gerçeğiyle, tek bir konuya odaklanmamız gerekiyor: Evet, havanın direncini azalttık, peki kaç beygir alırız?

Yapılan araştırmalar, açık hava filtrelerinin sadece ve sadece dışarıdan soğuk hava alındığı durumlarda fayda sağladığını, bu faydanın da normal motorlarda otomobilin beygir gücüyle orantılı olarak 0-2, turbo motorlarda ise yine soğuk hava sağlanması koşuluyla ve yine motor gücüyle orantılı olarak maksimum 8-10 bg.’e çıkacağını, eğer filtreye sıcak hava çektirilirse beygir gücü kazanımı yerine net beygir gücü kaybı olduğunu gösteriyor.

Açık tip performans hava filtreleri ile ilgili diğer bir gerçek de, gücü ancak üst devir seviyelerinde vermeleridir. Sahibi olduğum 106 Gti marka arabama yaptığım ilk modifiye açıkta EAFY filtre uygulaması olmuştu. Uygulamadan sonra 2. vites düşük devirlerdeki motorun sağırlığı ilk dikkatimi çeken konu oldu. Gerçi kısa bir süre sonra EAFY’i Green marka, ve filtreyi özellikle şehir içi trafikte motorun sıcaklığından izole ederek sadece dışarıdan gelen soğuk havayı alan bir kutuyla gelen setle değiştirdim. Sonucu söyleyemiyorum, çünkü yapılan her modifiyeden sonra “Dur bakıyım, ne beygir almışım?” diye dinamometreye girip bir de ölçüm parası vermek akla yatmıyor. Ancak, kat iptali, çift çıkış Remus ve bahsettiğim Green kutu ile otobanda 235 km/h gördüm. Ama burada filter belki 1 bg. vermiştir, o kadar önemli de değil. Ben sesini seviyorum, onun için kullanıyorum. Bu arada, en sık rastlanılan geyiktir, “en fazla kaç bastın” diye... Ben 235 dediğim zaman yanımda oturan kadrana bakıyor ve “hııııı..” dedikten sonra
uzun bir sessizlik oluyor. Bu arada, 106 Gti’da kilometre göstergesi 220’ ye kadardır. E adam haklı olarak sanki “amma da salladın, biz de yedik.. dur bari sesimi çıkartmayayım en iyisi...” demiş gibi hissedip rahatsız oluyorum, ve hemen açıklıyorum. “Gerçi kadran 220’ye kadar ama, bak bu çizgilerin her biri 5 km, ben de 220’den sonra baktım, hayali olarak 3 çizgiye denk geliyordu, oradan 235 diyorum” şeklinde ekliyorum.. Size de anlatıyım dedim de, ne olur ne olmaz..

Şimdi diyeceksiniz ki bu performans filtreleri meğer ne kötü şeylermiş.. Aslında dahası da var.. Bu filtreler gerçekten de anlatılageldiği üzere normal hava filtrelerine oranla tozu %300 ila %500 arasında daha fazla geçirirler. Ancak içiniz rahat olsun, geçen bu küçük partiküllerin motorun ömrünü kısalttığına dair hiçbir kanıt yok...

Filtre Bakımı

Bakım zamanı, hava filtrenizi hangi koşullar altında kullandığınızla doğrudan bağlantılıdır. Aşırı tozlu ortamlarda bakım zamanı son derece kısalmakla birlikte, normal koşullarda 6 ay ortalama olarak kabul edilebilir bir süredir. Filtre bakımı iki kısımdan oluşur: temizleme ve yağlama.. Bu da ayrı bir meseledir, çünkü benzin istasyonlarına gidip de 5 litrelik Şaşal ya da Hayat Su şişesini gösterip “şunu doldurur musunuz” dediğinizde görevlilerin ilk yaptığı yüzünüze bakıp “Abi yasak, karakoldan kağıt alman lazım” oluyor.. O ilk bakışlarla da sizi süzüyor.. Du bakıyım bu adamda terörist tipi var mı diye.. Evet, var.. İlk 106 Gti kullanan teröristim ben.. molotof kokteyli yapacağım da, bizde kalmamış, sizde fazla varsa biraz benzin rica edecektim.... Neyse efendim.. Benzini aldıktan sonra filtreyi içine daldırıp 1-2 saat kadar bekletin. Filtreyi arada daire şeklinde hareketlerle çevirerek de temizleme işlemine yardımcı olabilirsiniz.. Hatta benzini baştan ikiye bölüp sonradan ikinci bi temiz su yapmak da mümkün
.. :) Son olarak da iyice durulayın. Benzin tamamen uçtuktan sonra ince sprey yağı filtrenin iç kısmına uygulayın. Yağ, filtre üzerinde yapışkan ve tutucu madde görevi görerek toz ve kirin filtreye yapışmasını sağlayacaktır, böylelikle motora girenin sadece hava olduğuna emin olabilirsiniz...

Sonuç

Eğer performans hava filtresi uygulayacaksanız kutu içi filtrelere yeltenmeyin, aldığınız açık tip filtreyi de kesinlikle ve kesinlikle motorun sıcağından izole edin. Yoksa güç kazanımı yerine güç kaybına hazırlıklı olmalısınız. Güç kaybını engellemek için ise ya havayı doğrudan dışarıdan alacak ve otomobilinize uygun bir kutu kullanın, veya en azından kaputu kesin. Ya da her ikisini birlikte yapın (Ne rahatım değil mi? Sanki son derece kolay bir işmiş gibi: “Kaputu kesin!”)

Düşük devirlerde güç beklemeyin, hatta mümkünse kullanım tarzınızı bir miktar değiştirerek, biraz daha yüksek devirlerde vites değiştirmeye başlayın, çünkü asıl gücü yüksek devirde alacaksınız (Her an olmayacağı açık, ancak o sesi duymak için arada şeytan sizi zaten dürtecektir ve arabayı devirlendireceksinizdir. Spor hava filtresi uygulayıp da 3500 devirde vites değiştiren biri var mıdır bilemiyorum)

Filtrenizin bakımını ihmal etmeyin.. Yağlama işlemini temizlikle birlikte yapmak mecburiyetinde değilsiniz. Filtreyi temizlemeye üşeniyorsanız, en azından toz tutucu özelliğini yeniden kazandırmak için örneğin her 3 ayda bir filtreyi yağlayarak her 6 ayda bir de temizlik yapabilirsiniz. Hepsi bu kadar...